Kediler Çift Cinsiyetli Olabilir Mi? Bir Hayatın İçindeki Arayış
Hepimiz, bir dönem, özellikle çocukken, kedilere karşı özel bir sevgi besleriz. Kediler, aslında bizim için sadece birer evcil hayvan değil, aynı zamanda birer sırdaş, birer dost olurlar. Onlarla vakit geçirmek, sanki dünyadan bir süreliğine uzaklaşmak gibidir. Ancak, kedilerin her zaman sakin ve gizemli görünümlerinin ardında, ne kadar karmaşık bir hayat barındırdıklarını anlamak her zaman kolay değildir. Bugün, bana Kayseri’deki küçük evimde yazarken bir soruyu hatırlatmak istiyorum: “Kediler çift cinsiyetli olabilir mi?”
Bunu yazarken gözlerim, evimin tam karşısındaki pencereye doğru kayıyor. O pencerede her sabah güneşin ilk ışıklarıyla dans eden bir kedi var. Adı Duru. Bazen saatlerce onu izlerim. Sadece günün ilk ışıklarının ona nasıl farklı bir hayat sunduğunu görmek için değil, aynı zamanda kedilerin hayatındaki o derin, ama bir o kadar da gizemli yönü anlamaya çalıştığım için.
Kedilerin dünyasına dair bir çok düşüncem var. Birçok insan kedi sahiplenmenin, hayatınıza mutluluk kattığını söylese de, ben bazen daha derin bir şey olduğunu hissediyorum. Bir sabah, Duru’nun yanına gidip ona dokunduğumda bir şey fark ettim. O kadar sessizdi ki… Bazen o sessizlik beni içsel bir huzursuzluğa itiyor. “Kediler çift cinsiyetli olabilir mi?” sorusu o sabah Duru’nun gözlerine bakarken aklıma geldi.
—
Bir Kadın ve Bir Kedi Arasındaki Bağ
Birçok insan kedi sahiplenmek istediğinde, kedinin cinsiyetini bile tam olarak anlamadan sadece görsel olarak “tatlı” olanı tercih eder. Oysa, kediler ve insanlar arasında çok daha derin bir bağ vardır. Bunu sadece evdeki küçük dostlarımıza bakarken hissetmek yetmez. Bir insanın, bir kedinin ne hissettiğini anlaması, onun içsel dünyasına girebilmesi, doğru gözlemlerle mümkündür.
Kayseri’deki evimde, hayatımın ilk zamanlarını hatırladım. O yıllarda çok küçüktüm, ama kediler hep vardı. Duru, aslında onlardan biri değildi. Annesinin karnında birkaç kardeşiyle birlikte, öylesine bir yaşam sürüyordu. Ama o bir şekilde içsel bir huzura kavuştu. Belki de her kedinin içinde bir gizem saklıdır, dedim kendi kendime.
İlk zamanlar kedilerin cinsiyetinden pek bahsedilmezdi. Çoğu kedi, bazen karşısındaki duvara baktığında, bir sabah uyanıp adeta “Kadın mıyım, erkek mi?” sorusunu soruyor gibi olurdu. Kedilerin doğasında bu tür arayışlar yoktur belki ama biz insanlar, onlar üzerinden kendi içsel arayışlarımızı anlamaya çalışırız. Bir sabah, Duru’nun o sessiz bakışlarını takip ederken, “Bir kedi hem kadın, hem erkek olabilir mi?” diye sordum kendime. Kedilerde, insanlardaki gibi belirgin bir cinsiyet ayrımının olmaması garip gelmişti.
—
Bir Cinsiyetin Anlamı
Bazen, her şeyin tek bir yönüyle anlam kazandığını düşünürüm. Ya da her şeyin anlamını bir arada aramanın, bazen hayatta bize daha fazla derinlik katacağına inanırım. Duru’ya bakarken, o kadar derin bir sessizlik vardı ki… Kedilerin sessizliği, onların sahip olduğu gizemli tarafı bir şekilde daha fazla hissettiriyordu.
Kedilerin çok yönlülüğü, aslında biz insanlara benzer. Her bir kedinin yaşamı bir diğerinden farklıdır. Cinsiyetin, yalnızca fiziksel bir fark olmaktan çok, aslında daha çok insanın içsel dünyasında var olduğunu fark ettiğimde bir tür içsel huzursuzluk hissettim. Belki de Duru, bana yalnızca dışarıdaki dünyayı değil, aynı zamanda içimdeki arayışları da göstermeye çalışıyordu. Hani derler ya; “Bir kedi dünyayı senin gözlerinden izler.” İşte, Duru da bana tüm dünyayı, cinsiyetin ötesinde bir gözle bakmam gerektiğini anlatıyordu. Kedilerin içsel anlamını çözmeye çalışmak, cinsiyetin anlamını çözmeye çalışmaktan çok daha derindi.
Bazen cinsiyetin tanımları vardır, bazen de tanımlanamayan şeyler… Kediler de insan gibi, bazen sadece “kadın” ya da “erkek” olarak sınıflandırılmaya uygun olmazlar. İçsel dünyalarının karmaşıklığı, onları diğerlerinden farklı kılar.
—
Bir Kedinin Sessizliği ve Gerçeklik
Kedilerin seslerini duymazsınız ama varlıkları her zaman hissettirir. Duru sabahları bir şekilde pencerenin önüne gelir ve saatlerce orada bekler. Her sabah, ona bakarken, içimde bir boşluk oluşur. Kedinin varlığı, bazen size ne kadar farklı olabileceğinizi gösterir. O an hissettiğiniz hayal kırıklığı, size hayatın sadece tek bir düzeyde yaşanmadığını anlatır. Her bir kedi, içsel karmaşasını dışarıya vurmasa da, varlığında bir iz bırakır.
Duru’nun hayatındaki her şey, tıpkı benim hayatımda olduğu gibi; bazen bir arayışa dönüşür. O yüzden, “Kediler çift cinsiyetli olabilir mi?” sorusu, yalnızca biyolojik bir soru olmaktan çok, bir arayışın, bir varlığın anlamını keşfetme sürecine dönüşür. Belki de kediler, biz insanlara benzer şekilde, cinsiyetin ötesinde bir anlam taşırlar. Kedilerin hayatı, sadece yüzeyine bakmakla anlaşılacak bir şey değildir. İyi bir gözlemci, her şeyin sadece cinsiyetle sınırlı olmadığını fark eder.
—
Sonuç: Umut ve Anlam
Kediler birer sırdaş olabilir. Her sabah, o kedinin pencerenin önünde sessizce beklediğini görmek, bana insanın en derin içsel dünyasına dair bir umut verir. Duru, bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Belki de, içindeki o sessiz karmaşa, bir insanın “çift cinsiyetli” olmasından çok daha fazla anlam taşır. Belki de kediler, cinsiyetin ötesinde, bir bütünlük arayışıdır. O yüzden, bazen kedilere bakarken anlamaya çalışırım. Onlar bizden farklı olsa da, bizim dünyamızla çok benzer bir şekilde sessizce arayış içerisindedirler.
Cevap bulamasam da, kedilerin içsel derinliğini keşfetmek, belki de hayatın asıl anlamına ulaşmamı sağlıyor. Kediler, bize kendi içsel dünyamızda gezintiye çıkmayı öğretirler. Cinsiyetin ötesinde bir şey vardır. Ve her kedinin, hayatta kendi yolunu bulması gibi, bizim de kendi iç yolumuzu bulmamız gerekir.