Sahur ve Bir Yudum Huzur: Orucun Başlangıcı Ramazan’ın o sessiz, huzurlu sabahlarında, Kayseri’nin uykusuz sokaklarında yalnız başıma yavaşça yürürken, sahur vaktinin bittiği ve orucun başladığı o anı hatırlıyorum. O an ki duygularımı anlatmak zor. Bir yanda, sahurun bitişiyle birlikte başlayan orucun yükü, diğer yanda ise içimde yükselen bir huzur vardı. Ne zaman o an geldiğini bilsem de, her seferinde farklı bir anlam taşırdı. “İmsak vakti” derlerdi buna. O vakit, insanın ruhunun uyanışı gibiydi. Sahurdan Sonra: Kaybolan Zaman O gün, normal bir Ramazan sabahıydı. Kayseri’nin soğuk, ama bir o kadar da yakıcı olan sabahına uyanmıştım. Bilirsiniz, sahur vakti, bir şekilde insana…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Müneccimbaşılık Ne Demek? Herkesin bir “merak ettiği bir şey” vardır ya, işte benimki de her zaman tarihin biraz daha gizemli köşelerinde kaybolmuş kelimeler oldu. Bir gün bir arkadaşım, eski Osmanlı’daki yönetim yapılarını tartışırken “müneccimbaşı” kelimesini kullandı. Ben de hemen merak ettim: Müneccimbaşılık ne demek? Hani bazen bir kelime öyle bir an gelir ki, kafanda bir ampul yanar ve hemen araştırmak istersin. O kadar çok şey öğrendim ki, her yeni bilgiyle biraz daha büyülenerek yazmaya başladım. Müneccimbaşılık, aslında tarih boyunca toplumların nasıl bilimle, inançla ve yönetimle iç içe geçtiğinin en güzel örneklerinden biri. Gel, biraz da tarihsel bir yolculuğa çıkalım ve…
Yorum BırakSati Kız İsmimi? Ekonomi Perspektifinden Bir Analiz Kaynaklar her zaman sınırlıdır. Hangi mal ve hizmete öncelik vereceğimize karar verirken, bu sınırlılık doğrudan seçimlerimize yansır. Ekonominin temel ilkelerinden biri olan fırsat maliyeti, her bir kararın beraberinde getirdiği seçimlerin değerini analiz etmeye olanak tanır. Bir ekonomi perspektifinden bakıldığında, her adım bir ticaret ve her tercih, belirli bir kaynağın bir başka amaca yönlendirilmesinin sonucudur. Bu dinamikler, yalnızca mal ve hizmetlerin üretimi ve tüketimiyle sınırlı kalmaz; isimlerin toplumsal anlamları ve bireyler üzerindeki etkileri de bir tür “fırsat maliyeti” yaratabilir. Peki, “Sati Kız” ismi bir kız ismi midir? Bu soruya ekonomik bir bakış açısıyla yaklaşmak,…
Yorum BırakOsmanlı Mutlak Monarşi midir? Edebiyat Perspektifinden Bir Bakış Kelimeler, yalnızca anlam taşımakla kalmaz, aynı zamanda evrenin farklı yönlerini keşfetmek için kapılar aralar. Bir hikâye, bir anlatı, bir metin sadece bir dilsel yapıdan ibaret değildir; tüm toplumu, tüm tarihi bağlamı ve düşünsel dünyaları derinden etkileyen bir yapıya dönüşebilir. Kelimelerin gücü, insanı dönüştürme potansiyeline sahiptir. Bir toplumun siyasi yapısını, kültürünü, inançlarını anlamak için edebiyatı kullanmak, bir nevi derin bir okuma yapmaktır. Tıpkı bir metni okurken karşımıza çıkan semboller ve anlatı tekniklerinin, metnin gerçek anlamını ortaya çıkarması gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim biçimini de sadece tarihsel anlatılarla değil, edebi eserler ve onların kültürel izdüşümleriyle…
Yorum BırakMustafa Kemal’in Binbaşı Rütbesini Aldığı Savaş ve Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Bir öğretmen ya da eğitimci olarak, her bir öğrencinin kendi potansiyelini keşfetmesi ve bu potansiyeli en üst düzeye çıkarması için yaratıcı yollar aramak, bizim işimizin özüdür. Öğrenmenin dönüştürücü gücü, sadece bireyleri değil, toplumu da dönüştürme potansiyeline sahiptir. Tıpkı Mustafa Kemal’in genç bir subay olarak, tarihimizin önemli dönemeçlerinden biri olan Çanakkale Savaşı’nda gösterdiği liderlik gibi. Bu yazıda, Mustafa Kemal’in başarılarından dolayı binbaşı rütbesini aldığı Çanakkale Savaşı’nı, pedagojik bir bakış açısıyla ele alacağız. Çanakkale, sadece bir askeri zafer değil, aynı zamanda liderlik, strateji ve öğrenme süreçlerinin güçlü bir yansımasıdır. Çanakkale Savaşı ve…
Yorum BırakMetatarsal: Güç, Toplumsal Düzen ve İktidar İlişkilerinde Yeni Bir Perspektif Sosyal yapılar, kurumlar ve ideolojiler üzerine düşündüğümüzde, çoğunlukla doğrudan görülen ve hissedilen somut ilişkiler üzerine yoğunlaşırız. Ancak bu ilişkilerin birçoğu, varlıklarını görünmeyen, sistematik bir düzende sürdürürler. Toplumları şekillendiren en önemli faktörlerden biri, iktidar ilişkilerinin ve kurumların toplumun dokusundaki rolüdür. Bu ilişkiler, sadece devletin egemenliğini değil, aynı zamanda yurttaşlık haklarını, demokratik katılımı ve meşruiyetin farklı biçimlerini de belirler. Siyasal teoriler genellikle bu güç dinamiklerini anlamaya ve açıklamaya çalışırken, “metatarsal” gibi bir kavramı siyaset bilimi çerçevesinde ele almak, alışılmadık bir bağlamda önemli olabilir. Çünkü metatarsal, insana dair bir kavram olarak, toplumların temellerini…
Yorum Bırak“Mention” Nasıl Kullanılır? Felsefi Bir Bakış Sürekli olarak başkalarına adını duyurmak veya başkalarının ismini anmak, insanlık tarihinin bir parçasıdır. “Bir şey hakkında nasıl konuşulmalı?” sorusu, hem kişisel hem de toplumsal düzeyde bizleri derinden etkileyen bir etik mesele haline gelir. Etik, epistemoloji (bilgi kuramı) ve ontoloji (varlık felsefesi) gibi temel felsefi alanlar, sadece soyut düşüncelerle sınırlı kalmaz; aynı zamanda günlük yaşantımıza da dokunur. Ancak, “mention” yani bir şeyi anmak, söylemek ya da adını vermek gibi basit görünen bir dilsel eylem bile derin felsefi soruları gündeme getirebilir. Peki, gerçekten, “mention” kelimesini kullanırken ne kadar dikkatli ve bilinçliyiz? Bu, sadece bir dil kullanımından…
Yorum BırakKan Grubu Kimden Alır? Toplumsal Bir Bakış Toplumda birbirimizle bağlantı kurarken, bazen kan bağı kadar güçlü bir bağ var. Peki, kan grubu da aynı şekilde kökenimizle, kimliğimizle ne kadar bağlantılı? İnsanlar olarak kan gruplarımızı bir “şans” olarak mı kabul ediyoruz, yoksa bu da bir toplumsal yapının, ailelerin, kültürlerin ve normların bir sonucu mudur? Kan grubu, genetik bir miras mı yoksa sadece biyolojik bir rastlantı mı? Bunu anlamaya çalışırken, yalnızca biyolojiye değil, aynı zamanda toplumsal yapıları, cinsiyet rollerini, güç ilişkilerini ve kültürel pratikleri de göz önünde bulundurmalıyız. Çünkü toplumsal anlamda kan grubu, yalnızca kan bağımızın bir göstergesi değil, aynı zamanda kimliğimizin,…
Yorum BırakGülü Seven Dikenine Katlanır: Edebiyatın Derinliklerine Yolculuk Edebiyat, sadece sözcüklerin bir araya gelmesiyle oluşan bir yapıt değil, aynı zamanda hayatın karmaşıklığını, insanın içsel yolculuklarını ve dış dünyayla olan çetin ilişkilerini yansıtan bir aynadır. Her kelime, her cümle, bize yeni bir bakış açısı sunma gücüne sahiptir. Hikâyeler, karakterler ve semboller, yaşamın anlamını çözümlemenin araçlarıdır. Bu araçlarla hayata dair çıkarımlar yapmak, bazen bize çok tanıdık gelen, ancak derinlerde yatan başka anlamları keşfetmemize olanak tanır. Türkçe’de çok yaygın olan “Gülü seven dikenine katlanır” atasözü de, bu derin anlamlara sahip bir ifadedir ve edebiyatın sunduğu anlatıların gücünden faydalanarak insanın özlemlerini, acılarını ve karşılaştığı zorluklarla…
Yorum BırakFikriye’nin Anlamı: Edebiyatın Derinliklerine Yolculuk Bir kelimenin gücü, sadece anlamından değil, aynı zamanda çağrıştırdığı duygu ve imgelerden de kaynaklanır. İnsan, kelimelerle kurduğu ilişki üzerinden dünyayı anlar, kendini ifade eder, yaşamına anlam katar. Her kelime, bir anlatı içinde yerini aldığında, farklı dünyaları, zamanları ve insanları birbirine bağlar. Peki ya “Fikriye”? Bu ismin derinliklerinde hangi anlamlar yatar? Belki de Fikriye, yalnızca bir isim değil, edebiyatın sembollerle örülü geniş evrenine açılan bir kapıdır. Her kelimenin bir yaşam öyküsü vardır, tıpkı Fikriye gibi. Fikriye: Edebiyatın İçinde Bir İsim Türk edebiyatında Fikriye ismi, özellikle Tanzimat dönemi ve sonrasında oldukça dikkat çeker. Ancak sadece bir karakterin…
Yorum Bırak