Edinilmiş Mallar Nelerdir? Bir Kayseri Hikayesi
Geçen hafta, Kayseri’nin o tipik soğuk sabahlarından birinde, eski arkadaşım İrem ile karşılaştım. Yıllardır birbirimizi görmemiştik, belki de 5 yıl falan olmuştur. O kadar uzun zaman geçti ki, artık sanki ilk kez konuşuyormuşuz gibi hissettim. Zihnimde eski hatıraların yerini yeni sorular almıştı. İrem’in hayatı, evliliği, her şey… Gerçekten merak ediyordum.
Bir kahve içmek üzere buluştuk. Kahvemizi yudumlarken, sohbet bir şekilde onun boşanma sürecine, ardından edinilmiş mallara kaydı. Tam o sırada ne kadar karmaşık bir konu olduğunu fark ettim. Tam olarak “edinilmiş mallar nelerdir?” sorusu kafamda belirirken, aniden her şey daha da derinleşti. O an, hukukla ilgili bir şey öğrenmekten çok, hayatın karmaşasını, acılarını ve ilişkilerin içindeki gerçekliği anlamaya başlamıştım.
“Birlikte Aldıklarımıza, Ayrıldıklarımızda Kimi Sahip Çıkar?”
İrem, boşanma sürecinde olduğu için evliliklerinin sonlanmasıyla beraber eşinin neyi alacağı, neyi bırakacağı hakkında sürekli düşünüyormuş. “Peki, gerçekten kimin haklı olduğu, kim daha fazla hak ediyor? En çok neyi kaybettik? Birbirimizin hayatına neler kattık?” dedi. O an, her şeyin ne kadar yüzeysel olabileceğini düşündüm. Her şeyin bir nevi “satın alındığı” ve “dağıtıldığı” bir dünyada, adalet ve sevgi yerini nasıl bulur?
Bana göre, “edinilmiş mallar” denince en başta, bir ilişkide iki insanın birbirine kattığı her şey gelmeli. Hani şu, yıllarca bir arada yaşadığınızda gerçekten neler biriktirdiğiniz, bazen sadece birkaç güzel anı ya da birkaç baş başa geçirilen dakika olabilir. Ama işte Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre edinilmiş mallar çok daha somut bir şeydi. Ev, araba, bankadaki para… Bu somut şeylerin üzerine odaklanmıştı, her ne kadar ruhsal bir bağlantı ve geçmişin hikayesi önemli olsa da.
Hukukun Duygusuz Dünyasında
İrem’in gözlerindeki boşluk, onun en çok neyi kaybettiğini gösteriyordu. Gerçekten, edinilmiş mallar meselesi, daha fazla maddi kayıp olarak değil, duygusal bir kayıp gibi görünüyordu. Onun için, yıllar boyunca birlikte biriktirdikleri şeyler, benden farklı olarak maddi değerlerden çok daha fazlasını temsil ediyordu. “Ama her şey, bir noktada paylaşılmak zorunda değil mi?” diye sordum.
Bu konuda oldukça kafa karıştırıcıydı. Edinilmiş mallar, evlilik süresi boyunca eşlerin birlikte kazandığı her şeydi. Türk Medeni Kanunu’na göre, her iki eşin de katkısı olduğu kabul edilirdi. Ama o an, hukukla aramda derin bir uçurum olduğunu fark ettim. Hukuk, duygusal bağlantıyı yok sayıyordu. Ve bu gerçekten canımı acıttı.
Hayatın Yeniden Kurulması
İrem’in boşanma sürecinde en çok zorlandığı şey, eski hayal kırıklıklarının yanında, her şeyin yeniden kurulmasıydı. Yıllarca birlikte yaşadığınız ve her bir anı paylaştığınız bir insanla, aynı zaman diliminde kısıtlı maddi haklar üzerinden yaşamak oldukça zor bir şeydi. “Evde her şey birlikte birikti, ama ne kadar paylaştık?” diye sordu. İşte o soruyu kafamdan geçirdiğimde, yalnızca maddi bir mesele değil, duygusal bir sorunun da bu “edinilmiş mallar” konusunun içinde saklı olduğuna karar verdim.
Gerçekten de hayat, sadece taşınabilir mallarla ölçülmeyecek kadar derindi. İrem, eski eşyalarının bir kısmını, eski anılarını, hatta yerleştiği yeni hayata dair kurduğu umutlarını kaybetmekten çok, en çok birbirine kattıkları şeylerin parçalara ayrılmasından korkuyordu. Evliliğin yıkılmasının ardından, eski mal varlıkları bir kâğıt üzerinde ayrılmıştı ama İrem’in hissettiği, ellerinde kalan tek şeyin geçmişin kırıntıları olduğunu görmek gerçekten beni hüzünlendirdi.
Edinilmiş Mallar, Ama Gerçekten Paylaşılan Bir Şey Var Mı?
Çok sonra, bu kadar kısa sürede ve bir fincan kahve ile anlaşılması zor bir konuya nasıl girdiğimizi düşündüm. Edinilmiş mallar denildiğinde, aslında yalnızca hesap kitap yapan bir dünyaya girmiştik. TMK’ya göre, edinilmiş malların tam olarak ne olduğunu anlamak bir şeydi; ancak bu, duygusal bir bakış açısı ile tam anlamıyla örtüşemiyordu.
Bir ilişkide edinilmiş malların ne olduğunu ve kimlerin sahip olacağı meselesi kesinlikle bir noktada yalnızca hukukla ilgili değildi. Sadece maddi değil, bir insanın ruhunu, anılarını ve geçmişini de temsil ediyordu.
İrem, o kadar zorlandığı halde sonunda birkaç adım atarak, hayata yeniden başladı. Evet, “edinilmiş mallar” yasalarla belirleniyor ama unutmayın, her ilişkide gerçekten paylaşılacak olan şeyler, bazen yazılı kurallardan çok daha derin olur. Maddi paylaşımlar ne olursa olsun, duygusal paylaşımlar hep kalacak.